Yüce dinimiz
İslamiyet akrabalık bağlarına çok önem
verir. Bildiğiniz üzere iki insan arasında
bulunan ırsi yani kan bağına akrabalık
denir. İslam akrabalık bağının bırakınız
koparılmasını, bilakis kuvvetlendirilmesini
şiddetle tavsiye etmektedir. İster yüce
kitabımız Kur’an-ı Kerim olsun, isterse
hadis-i şeriflerde olsun bu konu geniş yer
tutmaktadır.
Milletler, bir anlamda bu akrabalık bağının
en geniş biçiminin olduğu sosyal bir
topluluktur. Şöyle ki; kişinin anne, baba ve
kardeşleri akrabalık bağının en yakın
kişileridir. Akrabalık bağını genişletecek
olursak eğer, kişinin ailesinden sonra
sülalesi sonra köyü ilçe, ili vs derken
mensup olduğu millete ulaşılacaktır. Millet
dediğimiz sosyal organizasyon insanların
akrabalık bağlarıyla oluşturduğu en geniş
akrabalık şeklidir diyebiliriz. Kur’an-ı
Kerim’de akrabalık bağı ile ilgili olarak şu
ayetleri misal olarak vermek yerinde
olacaktır.
• Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer
onlar size üstün gelselerdi, ne akrabalık
(bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)
gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye
çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı
çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.
(Tevbe Sûresi:8)
• Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde
bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını
koparacaksınız, öyle mi? (Muhammed
Sûresi:22)
• Bir mü’min hakkında ne akrabalık
(bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)
gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların
ta kendileridir. (Tevbe Sûresi:10)
• (Önce) en yakın akrabanı uyar. (Şu’arâ
Sûresi:214)
• Onlar, Allah’a verdikleri sözü,
pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın
korunmasını emrettiği bağları (iman,
akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün
ilişkileri) koparan ve yeryüzünde
bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar
ziyana uğrayanların ta kendileridir. (Bakara
Sûresi:27)
• Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman,
eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa,
anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir
tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı
gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak
olarak- size farz kılındı. (Bakara
Sûresi:180)
• Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını
soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne
harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler,
fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır
olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu
hakkıyla bilir.(Bakara Sûresi:215)
• Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan
ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok
erkek ve kadın (meydana getirip) yayan
Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi
adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz
Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık
bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz
Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. (Nisâ
Sûresi:1)
• Ana, baba ve akrabaların (miras olarak)
bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır.
Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından
kadınlara da bir pay vardır. Allah,
bırakılanın azından da çoğundan da bunları
farz kılınmış birer hisse olarak
belirlemiştir.(Nisâ Sûresi:7)
• Miras taksiminde (kendilerine pay
düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler
hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir
şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak)
güzel sözler söyleyin. (Nisâ Sûresi:8)
• (Erkek ve kadından) her biri için
ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından
(pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin
bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de
kendi hisselerini verin. Şüphesiz Allah her
şeye şahittir. (Nisâ Sûresi:33)
• Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi
ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya,
yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak
komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya,
elinizin altındakilere iyilik edin.
Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen
kimseleri sevmez. (Nisâ Sûresi:36)
• Ey iman edenler! Birinizin ölümü
yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda
şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli
iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza
ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan
başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe
ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz
da Allah adına, “Akraba da olsa,
şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz.
Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz.
Gizlediğimiz takdirde şüphesiz
günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.
(Mâide Sûresi:106)
• Daha sonra iman edip hicret eden ve
sizinle birlikte cihad edenlere gelince,
işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca,
kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya)
daha layıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla
işitendir, hakkıyla bilendir. (Enfâl
Sûresi:75)
• Allah’a verdikleri sözü,
pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın
korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık
bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat
çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun
kötüsü (cehennem) de onlaradır. (Ra’d
Sûresi:25)
• Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya
haklarını ver, fakat saçıp savurma. (İsrâ
Sûresi:26)
• “Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek
akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan
korkuyorum, karım ise kısırdır. Bana kendi
tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis
olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna
ulaşmış bir kimse kıl!” (Meryem Sûresinin
5-6)
• Öyle ise akrabaya, yoksula ve yolcuya
hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu
kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır.
İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Rûm
Sûresi:38)
• Peygamber, mü’minlere kendi canlarından
daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin
analarıdır. Aralarında akrabalık bağı
olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras
konusunda) birbirleri için (diğer)
mü’minlerden ve muhacirlerden daha
önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir
iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta
yazılıdır. (Ahzâb Sûresi:6)
• İşte bu Allah’ın, inanıp salih ameller
işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki:
“Ben buna (yaptığım tebliğ görevine)
karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden
başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir
iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız.
Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün
karşılığını verendir. (Şûrâ Sûresi:23)
İki cihan güneşi, peygamber
efendimizin(s.a.v), akrabalık bağı ile
ilgili hadis-i şerifler de şöyledir:
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah,
merhametli olanlara rahmetle muamele eder.
Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı
merhametli olun ki, semada bulunanlar da
size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı)
Rahman'dan bir bağdır. Kim bunu korursa
Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de
koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını)
koparır." (Kaynak: Tirmizi, Birr 16, (1925);
Ebu Davud, Edeb 66, (4941) Ravi (r.a.):
Abdullah İbnu Amr İbni'l-As)
Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Nesebinizden sıla-i rahm yapacaklarınızı
öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda
sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır."
(Kaynak: Tirmizi, Birr 49, (1980) Ravi
(r.a.): Ebu Hüreyre)
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Fakirlere
yapılan tasadduk bir sadakadır, ama
zi-rahm'a (yani akrabaya) yapılan ikidir;
Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka." (Kaynak:
Nesai, Zekat 82, (5, 92); Tirmizi, Zekat 26,
(658); İbnu Mace, Zekat28, (1844) Ravi
(r.a.): Selman İbnu Amir)