Buraya
kadar olan bölümde İslam’da millet kavramını
ve İslam’ın ırkçılığa bakışını ortaya
koymaya çalıştık. Yüce dinimiz İslam’ın
millet kavramını ortaya koyduğunu ve
ırkçılığı kesin bir şekilde yasakladığını
izah ettik. Bu nokta da çok önemli bir soru
akıllara gelmektedir ve bu soru İslam’da
milliyetçilik meselesinin de düğüm noktasını
oluşturmaktadır: Irkçılığı kesin bir dille
yasaklayan İslam’da ırkçılık nedir? Veyahut
İslam kime ırkçı demektedir? Bu soruya
verilecek cevap meseleyi tamamen muğlâk
olmaktan, anlaşılamamaktan çıkartacaktır.
Milliyetçiliğe cephe alanlar ve onları aslı
astarı olmayan ithamlarla suçlayanlar, her
nedense bu konuya hiçbir şekilde
değinmemekte, adeta saklamaya
çalışmaktadırlar. Peygamber Efendimiz,
ırkçılığı şöyle tarif etmektedir:
"Ey Allah`ın Resulü," dedim, "asabiyet
nedir?" "Asabiyet," buyurdular, "zulümde
kavmine yardım etmendir." (Ravi: Vasile
İbnu`l-Eska Hadis No: 4800)
Hadis-i şerif’ten de apaçık anlaşıldığı
üzere, ırkçılık; zulüm üzerinde olan, zulüm
yapan kavmine yardım edilmesidir. Yani
kişinin kavmini, milletini sevmesi ırkçılık
değildir. Hatta Hz. Peygamber şöyle
buyurmaktadırlar:
Resulullah (sav) buyurdular ki: "En
hayırlınız, (zulme düşerek) günah
işlemedikçe aşiretini müdafaa edendir."
(Ravi (r.a.): Süraka İbnu Malik el-Cu'şemi)
Yukarda ki bu hadis-i şeriften de apaçık
anlaşılacağı üzere, günah işlemedikçe
mensubu bulunduğumuz milleti, cemiyeti,
kavmi ve aşireti müdafaa etmemiz yani
savunmamız çok hayırlı bir davranış olarak
görülmektedir. O halde milliyetçi olmamız,
milli değerlere, aziz vatanımıza sahip
çıkmamız örnek bir davranış olmaktadır.