İlgili diğer başlıklar:
-
ÜLKÜ OCAKLARI ve ÜNİVERSİTELİ ÜLKÜCÜLER
-
GELECEK SEÇİMLER İÇİN DEĞİL, GELECEK NESİLLER İÇİN ÜLKÜCÜLÜK
-
MERAK ETTİKLERİMİZ
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye dediği gibi,
gerçek inanç ve dava adamları “sabah doğup
akşam ölenlerden olamaz”.
Lider, fikirde, sanatta, anlayışta,
anlatışta, buluşta, tutuşta, dağıtışta,
toplayışta ve nihayet yaşamaya ve ölmeye
değer davamızın ölçütlerini billurlaştırma
işinde güneş gibi doğup, ay gibi parlayan
bir fikri çehreye sahip bulunmalıdır.
Cemiyeti içerden ve dışarıdan
kucaklayabilecek bir kabiliyet göstererek,
bizleri tamamlılığa erdirecek kuşatıcı,
kucaklayıcı ve kurtarıcı misyonunun farkında
olmalıdır. Sen ben kavgası gütmeden
birleştiren ve bütünleştiren olmalıdır.
Türklük şuur ve gururuna, İslam Ahlak ve
faziletine, adalette yarışa, birliğe,
kardeşliğe, kısacası Hak yolu, Allah yoluna
ve modern medeniyetin en ön safına geçmek
üzere çağlar üzerinden sıçramaya
çağırmalıdır.
Sayın genel başkan, “tek adam” olmadığının
farkında hareket ederek, kolektif aklı esas
almalı, asgari müştereklerde değil azami
müştereklerde birleşmelidir. Başbuğun,
yerini asla dolduramayacağının farkında
hareket ederek, ülkücülerin, “şahsiyetçilik
ve hürriyetçilik” prensibi gereğince kendi
fikir ve düşüncelerini hiçbir baskı altında
kalmadan ifade edebilmesine müsaade
etmelidir.
Sayın genel başkan, ortaya koyduğu görüşlere
muhalif söylem geliştiren ülkücüleri “hain”
ilan etmekten; farklı fikir ve görüşlere
sahip ülkücüleri “fitne ve fesat odakları”
olarak görme ve gösterme paranoyasından
vazgeçmelidir.
Sayın genel başkan, partinin iç
dinamiklerine karşı gösterdiği özgün muhalif
tavrı, iktidar partisine karşı da
göstermelidir. “AKP kendini klonlasın”;
“2009, 2 ile 9’u topla 11. 2009’dan
sıfırları at 29. Yirmi dokuz ile on biri
topla sonuç kırk. Demek ki kongremizin
geçekleşeceği 2009 ile partimizin
kuruluşunun 40. yılı arasında bir bağ
vardır” gibi ilginç ebcet hesaplarından ve
söylemlerinden şiddetle uzak durmalıdır.
Sayın genel başkan, “milli devlet ve milli
kimlik” konularında gösterdiği hassasiyeti
diğer iç politik konularda da ifade etmeli;
mümkünse meclisteki grup konuşmalarını
“okuyarak” değil, diğer parti liderlerinin
yaptıkları gibi “konuşarak” yapmalıdır!
Kamuoyunun gözü önünden kaçmamalı,
Türk-İslam Davasını toplumsallaştırabilmek
adına periyodik aralıklarla gazetelere
demeçler vermeli ve televizyon
programlarında görüş ve düşüncelerini
paylaşmalıdır. Böylelikle ülkücü-milliyetçi
camiada, eylem ve söylem birlikteliğinin
tesis edilmesine katkıda bulunarak Türk
Milliyetçileri ile Türk Milleti’nin
arasındaki iletişimsizliği ortadan
kaldırmalıdır.
Türkiye’nin ekonomik, politik, kültürel ve
temel insan hakları gibi önemli sorunları
hakkında çözüm üretebilecek akademik
toplantılar tertip etmeli ve bilim
adamlarını bir araya getirmelidir. Bu tür
çalıştaylara ön ayak olan, toplumun
sorunlarına çözüm arayışı içinde olan
MHP’nin siyasi istikbali de gelecek vaat
edecektir.
Unutulmamalıdır ki MHP’si kurulduğu günden
bu güne toplum mühendisliğe talip olmuş
siyasi bir harekettir. Bu sebeple MHP
yöneticileri, milliyetçi hareketin bu
misyonunun farkın hareket ederek, milletin
içinde, onların sorunlarıyla hemhal olacak
kadroları yetiştirmelidir. Dolayısıyla MHP,
kadrosunu ve vitrinini yenilemelidir. Artık
partimizin İçi alev alev İslam kokan, dışı
pırıl pırıl Türklük parlayan, içi dışına
hâkim, dışı içine köle alperenlere ihtiyacı
vardır.
Şeyh Edebalı’nın Osman Gazi’ye vasiyetini
Sayın genel başkana hatırlatıyoruz:
“Bundan sonra Öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak
bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş
görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet
sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana…
Yakışır…”
Sayın genel başkanın, kişilik ve karakterine
karşı yapılan iftira ve karalama
kampanyalarıyla ilgi ve alakamız yoktur.
Partiye ve harekete zarar verecek bu tür
gayri meşru yapılalar ile herhangi bir fikir
ve eylem birlikteliğimiz söz konusu dahi
olamaz.