Bu
bölüm de, mensubu bulunduğumuz Türk Milleti
hakkındaki, ayet ve hadisleri inceleyelim…
Ey iman edenler! İçinizden kim dininden
dönerse, Allah Müminlere karşı alçak
gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu,
kendisinin onları seveceği, onlarında
kendisini seveceği bir kavim getirir ki;
Onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir
kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu
Allah’ın lütfu inayetidir ki, onu kime
dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en
çok bilendir. (Maide suresi:54)
Bu ayet-i kerimenin, başta Vani Mehmed
Efendi, Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi
Bilmen, Bediüzzaman Said-i Nursi ve Celal
Yıldırım Hoca başta olmak üzere bir çok
İslam alim ve mütefessire göre Türkler’i
işaret ettiği kabul edilmektedir.
• Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügat-it Türk
isimli eserinde Buhara ve Nişabur hadis
imamlarından şu hadis-i kutsi’yi rivayet
etmektedir: “Ulu ve Aziz olan Allah diyor
ki; Benim Türk ismini verdiğim ve doğuda
yerleştirdiğim bir takım askerim vardır ki,
her hangi bir kavme karşı gazaba gelecek
olursam o Türk askerimi işte o kavmin üstüne
saldırtırım.” (Kaşgarlı Mahmut, Divanı
Lügat-it Türk, C.1., 294 –1333 İst basımı)
• Kostantiyye (İstanbul) mutlaka feth
olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel
kumandandır ve o asker ne güzel askerdir.
Buhari (et-Trah-ul Kebir, cilt 1, kısım 2,
sayfa: 81) Ahmed bin Hanbel (Müsned IV/42,
kahire 1313) El-Hakim (el-Müstedrek
IV/42-422, Haydarabat 1335)
• Türk dilini öğreniniz, çünkü Türlerin çok
uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır.
(Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat-it Türk,
C.1.,s:3 –1333 İst basımı)
• Benim ümmetimi öyle bir kavim sürüp,
kovalayacaktır ki; onların yüzleri (yuvarlak
ve) enli, gözleri (çekik ve) küçük,
çehreleri sanki üzeri derilerle kaplanmış
kalkanlar gibidirler. Onlar üç defa
Arabistan yarımadasına kadar
ilerleyeceklerdir. İlk istilada onların
önlerinden kaçanlar kurtulacaktır. İkinci
istilada hücuma uğrayanlardan bazıları helak
olacak ve bazıları da canlarını
kurtaracaklardır. Üçüncü istilada ise
onların kökleri kesilecektir (Artık
istilalar son bulacaktır) işte onlar
Türkler’dir. Nefsim yed-i kudretinde olan
Allah’a yemin ederim ki, Türkler (çok yakın
bir gelecekte) atlarını Müslüman
mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır.
Ebu Davud (Nuseym b. Hammad, Kitabü’l Fiten,
Atıf Ktp. No: 602, V.121122)
• Türkler size ilişmedikçe sizde onlara
ilişmeyiniz. Çünkü milletimin mülkünü ve
Allah’ın ona olan ihsanını en evvel Kantura
(Türk) nesli alacaktır. İmam Taberani
(Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli
eserinde)
• Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de
onlarla uğraşmayınız. Hele Türkler size
dokunmadığı sürece siz de Türkler’e (sakın)
dokunmayınız! Ebu Davud (Sünen-i Davud,
IV.s:112)
Yukarıdaki hadis-i şerif Cüveydi tarafından
şöyle nakledilmiştir: “Türkler sizlere
dokunmadıkça siz de Türkler’e dokunmayınız.
Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı
kimselerdir.” (El-Cüveyni; Tarih-i
Cihan-güşa, 1, s:11)
Aynı hadis-i şerifi Hamavi ise ashabdan Hz.
Muaviye’den şöyle nakletmiştir: “Sakın
onların üzerine süvari birlikleri
göndermeyiniz (harp etmeyiniz) Türkler ve
Habeşliler size dokunmadığı sürece siz de
onlara dokunmayınız.”
• İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle
nakleder: İbn-i Zi’l Kela anlatıyor: Bir gün
Muaviye’nin yanındaydım. Ermeniye
vilayetinin valisinden posta geldi. Muaviye
valinin mektubunu okudu, hiddetlendi; sonra
kâtiplerinden birini çağırdı ve ona valinin
tahriratına şöyle yaz, dedi. ‘İdarendeki
araziye Türkler’in akın ve yağma
ettiklerinden bunun üzerine arkalarından
takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve bu
takipçilerin yağma edilen şeyleri onlardan
istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun.
Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle
bir harekette bulunma, Türkleri kışkırtma ve
onlardan hiç bir şey istirdat etme. Çünkü
ben Resulullah’dan işittim. Buyurdu ki;
“Türkler yavşan otu biten yerlere
(Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”
• Hıfz, on kısma ayrılmıştır: Dokuzu
Türkler’de, biri diğer insanlardadır. (Ahmed
Ziyaeddin Gümüşhanevi (Ramuz’ul-Ehadis 4140
nolu hadis)
Hıfz kelimesi bazı kitaplarda hafızlık,
kavrama kabiliyeti olarak tercüme
edilmiştir. Merhum Mehmed Vani Efendi’ye
göre ise muhafazakârlık yani dinini,
milletini, vatanını, maddi ve manevi
değerlerini, örf ve âdetlerini, namusunu
koruma duygusunun her milletten çok Türk
milletindedir.
• Taberi şöyle anlatmaktadır: Hz. Peygamber
Arap kabilelerin hücumu yılında (Hendek
savaşı) Medine’nin etrafında kazılmak
istenen hendeğin sınırlarını çizdi... Biz
hiçbir zaman bu sınırları aşmak
istemiyorduk. Salman hendekten çıkarak Hz.
Peygamberin bulunduğu yere geldi. Bu sırada
O bir Türk çadırını kurmakla meşgul
bulunuyordu. (et-Taberi II. S:568)
• Ebu Said el-Hudri demiştir ki; Hz.
Peygamber ramazanın ilk on gününde itikâfa
girmiştir. Sonra ortasındaki on günde
tentesi üzerinde hasır bulunan bir Türk
çadırında itikâfa girmiştir. Ebu Müslim.
• Resulullah Efendimiz bir gece rüyasında
peşine önce siyah bir koyunun, sonrada bir
beyaz koyunun takıldığını görüyor.
Sabahleyin mescid-i saadete gelip namaz
kıldırdıktan sonra sırf iltifat olsun diye
bu rüyanın yorumunu Ebubekir Sıddık
Hazretlerine bırakıyor. Bu iltifata hem
sevinen, hem de mahcup olan Ebubekir (r.a):
“Mademki, öyle arzu buyurdunuz, yorumunu
yapayım. Ey Allah’ın Peygamberi1 Peşinize
ilk takılan siyah koyun Arapları, sonra da
takılan beyaz koyun beyaz bir ırkı temsil
eder. Yani önce Araplar size inanıp peşinize
takılacak, sonra da beyaz bir ırk İslam’a
girip size uyacak...” rüyadaki siyah koyun
Arapları, beyaz koyun ise Türkler’i işaret
etmiştir. Çünkü bir müddet sonra beyaz yüzlü
olan Türkler İslam’a girmişlerdir.
• Ata, bana İbnu Hişam'ın kadınları
erkeklerle karışık olarak tavaftan
yasakladığı zaman dedi ki: "O bunu nasıl
yasaklar, Resulullah (sav)'ın zevceleri bile
erkeklerle birlikte haccettiler!" Ben Ata'ya
sordum: "Onların beraber hacdan örtünme
emrinden önce miydi, sonra mıydı?" "(Evet,
kasem olsun) buna, ben örtünme emrinden
sonra şahid oldum!" diye cevap verdi. Ben
tekrar sordum: "Pekala erkeklere nasıl
karışırlardı?" Şu cevabı verdi: "Erkeklere
karışmazlardı, Hz. Aişe (ra) erkeklerden
ayrı olarak tavaf ederdi, onlara
karışmazdı." Hatta bir kadın kendisine: "Ey
mü'minlerin annesi, yürü (Hacerü'l-Esved'e
elimizi değerek) istilam edelim!" demişti de
Hz. Aişe ona: "Sen dilediğin şekilde git"
deyip kendisi gitmekten imtina etmişti.
Onlar geceleyin kim oldukları bilinmez halde
çıkarlar, (erkeklerle beraber tavaf
yaparlardı.) [Beytullah'a girmek istedikleri
zaman da, erkeklerin tamamen çıkarılmış
olmalarına kadar durup beklerler, sonra
girerlerdi.] (Ata devamla): "Ben (Mekke
kadısı) Ubeyd İbnu Umeyr'le birlikte,
Müzdelife'deki Sebir dağında mücavir (yani
ikamet eder) olan Hz. Aişe (ra)'nin yanına
giderdim" dedi. Ben hemen sordum: "Pekâlâ
Hz. Aişe'nin örtüşü ne idi?" "Keçeden
yapılmış küçük bir Türk çadırının içindeydi.
Çadırın bir perdesi vardı. Aişe (sav) ile
bizim aramızda bu perdeden başka bir şey
yoktu. Ben Hz. Aişe'nin üzerinde gül
renginde bir zıbın gördüm." (Ravi (r.a.):
İbnu Cüreyc Kaynak: Buhari, Hacc 64)
• Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir
kimsedir) Resulullah (sav)'ın bir
sahabesinden naklen anlatıyor: "Resulullah
(sav) buyurdular ki: "Sizi bıraktıkları
müddetçe siz de Habeşileri bırakın. Sizi
terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin."
(Ravi (r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud,
Melahim 8, 4302)